T.C. PARİS BÜYÜKELÇİSİ SAYIN DR. İSMAİL HAKKI MUSA’NIN 15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ KONUŞMASI

Dr. İsmail Hakkı MUSA 15.07.2020
Değerli Vatandaşlarımız,
Sayın Büyükelçilerim,
Derneklerimizin Saygıdeğer Temsilcileri,
Değerli Misafirler,
Değerli Basın Mensupları,

İçinden geçmekte olduğumuz Covid-19 salgını, ülkemizi ve tüm dünyayı derinden etkiledi. Salgın, hepimizin hayatına çeşitli kısıtlamalar getirdi. Uzun bir süre evlerimizde kalmak zorunda kaldık. Halen bugün çeşitli kısıtlamalar altında hareket etmeyi sürdürüyoruz. Salgın kendisini Fransa’da daha da ağır bir şekilde gösterdi. Salgın sırasında kaybettiğimiz yakınlarımıza, dostlarımıza ve Fransa’daki Türk toplumundan aramızdan ayrılan tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Covid-19 salgını ve Fransa’da toplu etkinlikler bağlamında uygulanan kısıtlamalar nedeniyle, sınırlı katılımla da olsa, 15 Temmuz hain darbe girişiminde vatanımıza kastedenlerle mücadele ederken hayatlarını feda eden şehitlerimiz ile kahraman gazilerimizi saygıyla hatırlamak, hatırlamakla da kalmayıp, ileriye dönük bir takım projeksiyonlarda, çıkarımlarda bulunmak maksadını taşıdığımız için yine sizlerle bir tür hasbihâl toplantısı şeklinde bugünkü buluşmamızı öngördük.

15 Temmuz darbe girişimi konusunda esasen hepimiz çok şey biliyoruz, çok şey yaşadık. O günleri, o günü, o geceyi, askerimiz, sivilimiz, bürokratımız, Hükümetimiz, Meclisimiz, vatandaşımız, herkes, toplumun her kesimi çok derin bir şekilde hissetti. Silahlı kuvvetlerimiz bünyesinde yuvalanan bir kısım hainler, maalesef kahraman ordumuzun üniformasını da kendilerince kirletmek suretiyle demokratik düzene el koymaya, sahiplenmeye kalkıştılar ama beklemedikleri bir şey oldu ve karşılarında milletin dirayetli duruşuna, siyaset kurumunun, devletin bütün kurum ve kuruluşlarımızın sarsılmaz bir inançla mukabelesine şahit oldular. Bu yönüyle baktığımız zaman, bizim yaşadığımız bu darbe girişimiyle başka ülkelerde yaşananlar arasında da benzerlikler kurmak ve bulmak mümkündür.

Mademki Fransa’dayız, bu ülkenin tarihinden bir örnek vermek istiyorum.

Hatırlarsınız, Ocak 1961’de, Fransa Cezayir konusunda bir karar aldı, yapılan referandum sonrasında Cezayir halkına self determinasyon hakkı sağlandı ve bunu başta Cezayir’de görevli Fransız ordusunun üst kademesi olmak üzere bir takım çevreler hazmedemediler, sindiremediler ve Nisan’da bir darbe girişimi oldu. Aynen bizde olduğu gibi, o günlerde, dönemin Cumhurbaşkanı’nın çağrısı üzerine millet çok güçlü bir tepki gösterdi ve sokaklara, havaalanlarına, meydanlara döküldüler ve o girişim püskürtüldü. Sonrasında da, bu girişimin içerisinde yer alan silahlı unsurlar ile askeri yetkililer ordudan uzaklaştırıldı ve bir kısmı cezalandırıldı. Bu parantezi neden açtım, şu nedenle, bizi bazen dost bildiklerimiz, bildiğimiz çevreler, bunlar bazen de müttefik kisvesi altında karşımıza çıkan ülkelerin yetkileri olabiliyorlar, hep eleştirdiler. Siz orantılı tedbir almadınız, siz bu girişimi fırsata dönüştürdünüz, siz birtakım hak ve hürriyetleri gerektiği gibi dikkate almadınız şeklinde eleştiriler geldi. Hâlbuki benzer uygulamalar başka yerlerde, başka ülkelerde yıllar önce olmuştu. O zaman tabi sormak gerekir, siz dostunuza ve müttefikinize geçmiş olsun dahi demeden, lütfedip, tensip buyurup, halimizi hatırımızı sormadan, ne haldesiniz demeden, ardan hayâdan ari bir şekilde “taraflara” sükûnet telkin ettiniz. Hangisiyse bu taraflar; bir tarafta demokratik bir ülke, bir müttefik, onun meşru hükümeti, bir tarafta da bir grup darbeci. Darbecileri de taraf olarak gördüler maalesef. Siz onları bilirsiniz, bir müttefikin, yöneticinin bunu dahi yapmadan, kalkıp bize insan hakları optiğinden ders vermeye kalkanlara, yaşananları anlamayanlara veya anlamakta zorlananlara da cevabımız şu oldu:

Kimin ne yaptığını anlamak istiyorsanız, bunun arkasında ne olduğunu gerçekten görmek istiyorsanız, bu alçak girişime tevessül edenler ve onların destekçileri nerede melce buldular oralara bakın yeter. Nerelerde bunlar baş tacı edildi, nerelerde, hangi ülkelerde bunlara her türlü kolaylık sağlandı? Bütün temasları, girişimleri nasıl kolaylaştırıldı? Bunlara bakınca işin esasını pekâlâ anlamak mümkün. Şimdi biz elbette büyük bir millet olarak, devlet olarak bu tecrübeden eminim ki gerekli sonuçları çıkardık. Milletimiz hadiseye bizzat el koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine sokaklara, meydanlara, havaalanlarına öbek öbek koşarak meseleye bizzat kendisi el koydu ve eşi çok nadir görülen demokratik bir olgunluk gösterdi ve ondan sonra siyasi, askeri, iktisadi, idari alanda alınan tedbirlerle, bu girişimin kalıntıları önemli ölçüde temizlendi.

Önemli ölçüde diyorum çünkü daha bugün yeni tespit edilen bazı FETÖ mensuplarına ilişkin alınan tedbirler birtakım haberlere yansıdı. Maalesef bu öyle bir yapı ki kısa vadede tamamen temizlemek mümkün olmayabiliyor. Bu bağlamda devletimiz gerekli tedbirleri almaya devam ediyor ve önümüzdeki süreçte de bunu sürdürecektir.

O dönem yazılanları, sonraki aylarda basına yansıyanları, hatta 2017’de gazetelerde yer bulan yazıları, bu ülkede bir kısım medyada yazıp çizilenleri çok iyi hatırlıyoruz. Efendim, Türk ordusu bir zafiyet yaşadı iddiasını ortaya attılar. Dediler ki, alınan tedbirler çerçevesinde bu girişime müdahil olanların uzaklaştırılması neticesinde NATO’nun en önemli ordusu zafiyete uğradı. Bu iddialara gereken cevabı yine Türk ordusu 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekatını başlatarak verdi. Hain darbe girişiminden sadece bir ay kadar sonra, böyle bir Türkiye bu. Ve ondan sonra hamdolsun her alanda alınan tedbirlerle ülkemiz çok hızlı bir şekilde toparlandı. Başta terörle mücadele olmak üzere, kararlı adımlar atıldı, Fırat Kalkanı Harekâtı, daha sonra Zeytin Dalı Harekâtı, ardından Barış Pınarı Harekâtı, sonrasında Bahar Kalkanı Harekâtı, şimdi ise Pençe-Kartal Harekâtları. Hamdolsun güvenlik güçlerimiz, askerimiz, polisimiz, jandarmamız ve milletimiz artık terörün sınırlarımıza kadar gelmesini beklemiyor, olduğu yerde gereğini yapıyor. Sadece terör tehdidiyle ilgilenmekle kalmıyor, bölgesindeki gelişmelerle de çok yakından takip ediyor, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Libya’da ve başka yerlerde ülkenin istikbali için alınması gereken tedbirleri tereddütsüz alıyor ve almaya da devam edecektir.

Ekonomimiz üzerinden çok ciddi spekülasyonlar yapıldı, tweetlerle Türkiye ekonomisini dize getirmeye tevessül ettiler, ama hepsi neticede akim kaldı. Bu girişimlerin hepsi başarısız olmaya mahkûmdu.

Bu kapsamlı darbe girişimi neticesinde gerçekten iktisadi alanda, siyasi alanda, idari alanda alınan tedbirlerle, bu yapının, silahlı kuvvetlerimize, polisimize, jandarmamıza, ekonomimize, Bakanlıklarımıza, Adalet Bakanlığımıza, Milli Eğitim Bakanlığımıza -bu kurumlarımızda daha büyük bir yapılanma sözkonusuydu-, ama bütün kurumlara sirayet eden uzantıları hamdolsun çok kısa sürede etkisiz hale getirildi, uzaklaştırıldı. Şimdi Türkiye, bunun da verdiği güvenle ve huzurla her alanda istikbaline doğru kararlı adımlarla yürümeye devam ediyor.

Ekonomimiz bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen, dünyadaki olumsuz konjonktüre rağmen, diğer ülkelere kıyasla, görece çok iyi gidiyor. Son dönemde alınan tedbirler bunun daha da iyiye gideceğinin işaretidir. Türkiye, hiçbir önemli projesinden vazgeçmedi. 2023 hedefleri bağlamında mütalaa ettiğimiz mega projelerin hiçbirisi, Marmaray, Avrasya Tüneli, Üçüncü Köprü, Orhan Gazi Köprüsü, İstanbul Havaalanı, şimdi Çanakkale Köprüsü, hamdolsun hepsi devreye alındı, alınmaya devam ediyor ve bundan sonra da devam edecektir.

Tüm bunlar, kendimize daha çok güven duymamız için bize daha fazla neden sunuyor. Bu büyük resim içerisinde, tabi ki yurtdışındaki vatandaşlarımızın, Fransa’daki kıymetli vatandaşlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın özgün bir yeri var. Bu hain darbe gecesi, Fransa’dakiler de dahil olmak üzere hemen her ülkedeki vatandaşlarımızın, bayrağını alarak nasıl Büyükelçiliklerimize, Başkonsolosluklarımıza koşa koşa gittiklerini büyük bir gururla okuduk, izledik. Sizin kalbinizin Türkiye ile attığı kadar, Türkiye’ninki de sizinle atıyor, bundan emin olun.

Sözlerimin başında biraz Covid ortamından bahsetmiştim. O dönem burada Fransa Türk toplumunun nasıl bir seferberlik içinde olduğunu görmekten, bir kısmınızla konuşmaktan büyük bir mutluluk duyduk. Çatı kuruluşlarının, Federasyon Başkanlarının, Ditib’in, Türk Federasyonu’nun, Milli Görüş’ün, UID’nin, hepsinin ve hepsine bağlı derneklerin bu ülkede yaşanan felakete karşı ne kadar duyarlı olduklarını, bize has olan özellikleri nasıl hayata geçirdiklerini, nasıl seferber olduklarını, yerel makamlarla nasıl yakın ilişki tesis ettiklerini, hanımlarımızın, kadın derneklerimizin ve diğer derneklerimizin belediyelerle, hastanelerle, diğer yardım kuruluşlarıyla nasıl yakın çalıştıklarını ve her atölyenin, tekstil atölyesinin olmadığı yerde ise mevcut ortamın atölyeye dönüştürülerek nasıl hızlı bir şekilde maske üretimine geçildiğini -bunların bir kısmını da Başkonsolosumuzla gidip görme fırsatı bulduk- büyük bir gururla izledik. Ayrıca, birtakım Fransız siyasilerden bize yönelen yardım taleplerini de devlet olarak yerine getirdik. Aube Bölgesi ile Grand Est Bölgesinden gelen talepler üzerine devletimizin yardımlarını ilettik. Sonrasında Monako’ya da devletimiz bir yardımda bulundu. Türkiye 142 ülkeye yardım etti. Bizim gerçekleştirdiğimiz bu seferberlik, Covid-19 döneminde nükleer güçlerinkinden daha etkiliydi. Bunu buradaki vatandaşlarımız da çok güçlü bir şekilde ortaya koydu. Hakikaten Fransızlar da, bazı dost Fransız seçilmişlerin tepkilerinden hareketle söylüyorum bunu, Türk toplumunun, Fransa toplumuna ne kadar entegre olduğunu, uyum gösterdiğini, meseleleri ile ne kadar ilgilendiğini, sahiplendiğini açıkça ifade ettiler ve bizim yardımımız üzerinden güya kendi ülkelerini küçük düşürmeye çalışan siyasetçilere yönelik, Türk toplumundan özür dilemeleri için mesajlar paylaştılar. Bunların hepsi sizin özverili çabalarınız, gayretleriniz, azminiz sayesinde oldu. Onun için sizlere şükranlarımızı bu vesileyle özellikle sunmak istiyorum. Sağ olun, var olun. Gerçekten göğsümüzü kabarttınız.

Bu sene, Fransa’da şartlar istisnai olmakla birlikte, birtakım yerel siyasi hareketlenmeler de oldu, yerel seçimler gerçekleşti. Birinci ve ikinci turun neticesinde, vatandaşlarımız yani Türk kökenli Fransız vatandaşları, seçimlere daha önceki dönemlere kıyasla daha fazla ilgi gösterdiler. Yeterince gösterdik mi? Şimdi hayır dersem alınmayın, daha iyisini yapabilirdik. Aranızdan bazılarıyla, bazı başkanlarımızla bunu çok konuştuk, paylaştık. Daha ileri gitmek gerektiği noktasında hiçbir sıkıntımız yoktu ama arzu ettiğimiz seferberliği tam olarak gerçekleştiremedik. Ancak bu gelinen aşamanın geçmişe kıyasla bir başarı olduğunu özellikle bilmenizi isterim. Rakamlar şunu gösteriyor: Bir önceki seçimde Fransa çapında Türk kökenli Fransızlardan 200 kadar belediye meclisi, il genel meclisi, bölgesel konsey üyesi vardı. Kesin rakamlar henüz yok. Ama %95 nispetinde, sarahatle sizinle paylaşabilirim, 400’ü aştı. Bu sizin, sizlerin ve hanımlarımızın özellikle, çocuklarımızın yetiştirilmesi, okutulması, daha iyi bir gelecek için her türlü imkânın aileler tarafından seferber edilmesi, gençlerimizin geleceğe daha iyi hazırlanması, daha şuurlanması, bilinçlenmesi ve entegrasyonda çok ileri düzey olan siyasi katılıma daha görünür ölçüde ilgi duymaları sayesinde oldu. Bunda ailelerin, derneklerin, anne-babaların özellikle hanımlarımızın çok önemli bir yeri var. Hepsine teşekkür etmeyi bir vazife addediyoruz.

Bu gidişatın, bu trendin, daha da gelişeceğine olan inancımız tamdır. Hatta ilk defa Fransa’da iki Türk kökenli Fransız vatandaşı Belediye Başkanı seçildi. Bu isimlerden ilki Agnès Hanım, 15. Paris’te seçildi ama vardıkları mutabakat uyarınca başkanlığı üstlenmeyecek. Diğer isim ise hepinizin tanıdığı Val-de-Marne Bölgesinde Valenton Şehrinde seçilen Metin Bey, Metin Yavuz, kendisi Belediye Başkanlığı görevini üstlenen ilk Türk vatandaşı oldu. İnşallah önümüzdeki dönemde bunların daha da artmasını arzu ediyoruz. Onun için her zaman olduğu gibi azimle çalışmaya devam ediyoruz. Bunu yaparken bir hususun da emniyet arz ettiğini özellikle belirtmek istiyorum. Vatandaşlarımızın, buradaki Türk kökenli Fransız vatandaşlarının siyasete katılmak istemeleri tabi ki kendi takdirleridir, ama arzu ettiğimiz onların ana akım siyasi partiler içerisinde siyaset yapmalarıdır. Bu durum, bu ülkeyle barışık olduğumuzun da, olduklarının da en güzel göstergesidir. Bu trendin bundan sonra da, önümüzdeki dönemlerde de devam edeceğine olan inancımız tamdır.

Evet, arkadaşlar, 15 Temmuz hain darbe girişiminin dördüncü yılında bir tür muhasebe yapalım istedim. Kabaca o muhasebenin öne çıkan unsurları bunlardır. Önümüzdeki dönemde de her zaman Başkonsoloslarımız ve personeliyle birlikte sizlerin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Başta eğitim, kültür, din hizmetleri, ekonomi, siyaset, ticaret olmak üzere, her alanda gündemimizi daha ileri taşımanın gayreti içerisinde olduk ve bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

Bugün törenimizi onurlandırdığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum.

Lundi - Vendredi

09:00 - 13:00 / 14:30 - 18:30

01/01/2020 Premier de l'An
13/04/2020 Lundi de Pâques
01/05/2020 Fête du Travail
08/05/2020 Victoire 1945
21/05/2020 Jeudi de l'Ascension
24/05/2020 Fête du Ramadan
01/06/2020 Lundi de Pentecôte
14/07/2020 Fête nationale française
31/07/2020 Fête du Sacrifice
15/08/2020 Assomption
29/10/2020 Fête nationale turque
01/11/2020 Toussaint
11/11/2020 Armistice de 1918
25/12/2020 Noël